Study your flashcards anywhere!

Download the official Cram app for free >

  • Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/49

Click to flip

49 Cards in this Set

  • Front
  • Back
Ne diyorsunuz? Ahmet gitsin mi, gitmesin mi?
What do you say? Ought Ahmet to go or not?
Nereye gidiyorlar?
Where are they going?
Beş seneden beri Türkiye'de oturuyorduk.
We had been living in Turkey for five years.
Ankara'da mı oturuyor?
Does he live in Ankara?
Gazeteyi okumakta idiler.
They were reading the newspaper.
Ahmet İstanbul'a geldiği gün, ben Ankara'ya dönmek üzereydim.
The day Ahmet came to Istanbul, I was just ready to go back to Ankara.
Atınız dokuzuncu geldi, sonuncu geldi.
Your horse came in ninght - last.
Çocuklarımız üçer sene Ankara'da kaldılar.
Our children spent three years each in Ankara.
Ayın kaçında gelecek?
What day of the month will he come?
Ne diye bize gelmiyorsunuz?
Why is it that you (never) come to see us?
İki seneden beri bu mektepte çalışıyorum.
I have been working at this school for two years.
İki seneden beri o mektepte çalışıyordum.
I had been working at that school for two years.
gitmek üzere olmak
to be on the point of going
gitmek üzereyim.
I'm just going, just about to go
gitmek üzereydim.
I was just about to go
kaçıncı?
how manyeth?
Birer birer geldiler.
They came one by one.
koşa
running (adj)
güle
laughing
Kız 'Baban nerede' diye bana sordu.
The girl asked me, 'Where is your father?'
Arkadaşlar diye söze başladı.
He began (his) speech with (the word) 'friends.'
Gitmek istemiyorum diye bağırdı.
He shouted, 'I don't want to go!'
Balık tutarım diye göle gitti.
He went to the lake, hoping (on the supposition) that he would catch some fish.
Ne diye gelmediniz?
Why didn't you come?
Biz sinemaya gidiyoruz, Hasan Bey. Siz de gelmiyor musunuz?
We're going to the moves, Hasan Bey. Won't you come along, too?
Hangi sinemaya gidiyorsunuz?
What theater are you going to?
Kristal Sinemasına gidiyoruz. Çok iyi bir filim oynuyor. Geliniz. Çok beğeneceksiniz.
We're going to the Crystal. A very good film is playing. Come on! You'll have a great time.
Doğrusu, Mehmet Bey, ben sinemayı pek sevmiyorum. Aynı zamanda çok işim var.
To tell the truth (the truth of it is), Mehmet Bey, I don't particularly like movies. In addition, I've got a lot of work.
Yazık, Hasan Bey, o halde siz işinizi görünüz. Biz gideceğiz. Allaha ısmarladık.
That's too bad, Hasan Bey. In that case, you take care of (do) your work. We'll be on our way. Good-bye.
Güle güle, efendim. İnşallah filim çok iyidir. Belki önümüzdeki hafta ben de o filmi göreceğim.
Good-bye, sir. I hope the film is good. Perhaps next week I, too, will see that movie.
Hasan Bey sinemaya gitmek üzereydi, fakat işi çok olduğundan vazgeçti, gitmedi.
Hasan Bey was just about to go to the movies, but because he had a lot of work he changed his mind and didn't go.
Babası Paris'te olan kızın ismini biliyor musunuz?
Do you know the name of the girl whose father is in Paris?
Biliyorum. İsmi Selma'dir.
I do. Her name is Selma.
Babası Paris'te kaldığı zaman, Selma nerede oturacak?
While her father is staying in Paris, where will Selma live?
Şimdiki halde yanımızda oturyor. Gelecek ay, babası Fransa'dan döndükten sonra, onunla beraber kendi evlerinde oturacak.
At present she is staying with us. Next month, when her father has come back from France, She'll live with him in their own house.
Çocuklar mektepten ikişer ikişer çıktılar.
The children left the school two by two.
Biz hep yirmişer lira verdik.
We all gave twenty liras apiece.
Mihri, Mehmedin yarın geleceğini söylüyor.
Mihri says that Mehmet is going to come tomorrow.
Siz hakikaten geleceğine inanıyor musunuz?
Do you really believe that he's coming?
Bu akşam babam evde çalışıyor. Onun için otomobilin anahtarını bana vereceğini ümit ediyorum.
This evening my father is working at home. Therefore I hope that he will give me the key to the car.
Ne yapıyorsunuz?
What are you doing?
Kızkardeşime bir mektup yazıyorum.
I am writing a letter to my sister.
Ankara'daki kızkardeşinize mi İzmir'dekine yazıyorsunuz?
Are you writing to your sister in Ankara or to the one in Izmir?
İzmir'dekine.
To the one in Izmir.
Ben Bursa'ya gitmek üzereydim, fakat babam parayı bana vermedi.
I was on the point of going to Bursa, but my father didn't give me the money.
Mehmet, Ahmet kitabını aldı diye, Ahmed'in babasına telefon etti.
Believing that Ahmet had taken his book, Mehmet phoned Ahmet's father.
Sait, Ahmet yarın gelecek diye yazıyor.
Sait writes to the effect that Ahmet will come tomorrow.
Ben eve gidiyorum. Allaha ısmarladık, Mehmet.
I'm going home. Good-bye, Mehmet.
Güle güle, Ahmet.
Good-bye, Ahmet.