Study your flashcards anywhere!

Download the official Cram app for free >

  • Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/95

Click to flip

95 Cards in this Set

  • Front
  • Back
Dünkü yağmur çok iyi oldu.
Yesterday's rain was certainly good.
Bunlar seninkiler mi?
Are these yours?
Babanız gazeteci mi?
Hayır. Kitapçıdır.
Is your father a journalist?
No, he's a book dealer.
Yazıcınız buraya gelsin, bu yazdığı mektubu bana okusun!
Have your secretary come here and read me this letter that she wrote!
Ahmedin söylediğine göre gelmeyecekler.
Acording to what Ahmet says they won't come.
Bir parçacık ekmek yemez misiniz?
Won't you eat just a tiney bit of bread?
Kadınıcağız gelmesin!
I (we) hope that the poor woman won't come.
Ufacık topla oynadılar.
They played with a tiny ball.
Giriş (kapısı) hangi tarafta?
Where (which way) is the entrance?
Öğretmen çocuğunuzun çok anlayışlı olduğunu söyledi.
The teacher said that your child is very perceptive.
sabahki hava
morning weather
evvelki gün
previous day
dünkü yağmur
yesterday's rain

ki harmonizes with gün and dün
Amerikadaki çocuklar
the children in America, the children who are in America
ağaçtaki çiçekler
the flowers in the tree
Ağaçtakiler güzeldir.
The ones in the tree are pretty.
Bu fotoğraflardakilerden misiniz?
Are you one of those who are in these photos?
Ahmed'inki nerede?
Where is Ahmet's?
O benimki.
That's mine.
Benimkiler bunlar.
These are mine.
Seninki nerede?
Where's yours?
Onunki yok.
He hasn't got one.
Bu onunki.
This one is his.
Bizimkiler bunlar.
These are ours.
Bu bizimki.
This is ours.
Onlar sizinkiler, değil mi?
Those are yours, aren't they?
Onlarınkiler nerede?
Where are theirs?
Onlarınki bu mu?
Is this one theirs?
Ahmedinkini kim gördü?
Who has seen Ahmet's?
İsmi Hasan olan bir adam vardı.
There was a man whose name was Hasan.
Bir adam vardı ki ismi Hasandı.
There was a man whose name was Hasan.
O kadar gördük ki!
We saw so much that (I can't begin to tell you)!
Hava fena olduğu için gitmedik.
Because the weather was bad, we didn't go.
Gitmedik çünkü hava fenadı.
We didn't go, because the weather was bad.
gazeteci
journalist
gazetecilik
journalism
bankacı
banker
bankacılık
banking, the banking business
kitapçı
bookseller
kitapçılık
the book business
odacık
little room
ufak
ufacık
small
tiny
küçük
küçücük
little
tiny
mini
minicik
tiny
very tiny
kadın
katıncağız
woman
poor woman
gidiş
going, way of going
alayış
penetration, way of understanding
giriş
entrance, way of going in
çıkış
exit, way of leaving
Sizin gelmemenize rağmen, Ahmet parayı istemeyecek, değil mi?
Even though you didn't come, Ahmet won't ask for the money, will he?
Saati demir kutunun içinde bulacaksınız.
You'll find the watch inside the iron box.
Anahtarı kapıcıdan alacağım, değil mi?
I'll get the key from the doorkeeper, won't I?
Otomobilin yok mu?
Don't you have a car?
Fahrünnisanın o gün geleceğini bilmediler, değil mi?
They didn't know that Fahrunnisa was coming that day, did they?
Hangisini istedi?
Which one (of them) did he want?
Bunlar onunkiler değil.
These aren't his.
Renginin bembeyas olduğunu söyledi.
He said that its color was snow white.
Bunlardan en güzelini istediği belli.
It's clear that he wanted the prettiest one of these.
Selma, buraya geldiği gün, Fahrünnisa'ya iki kilo khave verdi.
The day Selma came here she gave Fahrunnisa two kilos of coffee.
Benimkiler sizinkilerden iyi.
Mine are better than yours.
Okuduğunuz kitabı nereye koyduğunuzu söylemez misiniz?
Won't you say where you put the book you read?
Okuduğum, kitap değildi. Ben bir haftalık mecmua okdudum.
What I read (was reading) wasn't a book. I read a weekly magazine.
O adamın parası çokmuş. Babası da zenginmiş.
That fellow seems to have a lot of money. His father is wealthy, too.
Babası zengin olduğu halde, Ahmedin çok parası yokmuş.
Although his father is rich, Ahmet doesn't seem to have very much money.
Buraya geldikten sonra, lisanı çok çabuk öğreneceksiniz.
After you have come here, you'll learn the language very quickly.
Otomobilimi ona sattığım adamın kısının ismi Selma.
The name of the daughter of the man to whom I sold my car is Selma.
Ben onu görür görmez, Ahmet geldi.
The minute I saw it (her, him), Ahmet arrived.
Evinizdeki kitaplardan hangilerini alsınlar?
Which (ones) of the books in your house should they (ought they to) take?
Bu küçücük ahlıya kaç para istedi?
How much money did he ask for this tiny rug?
Giriş nerede?
Where's the entrance?
İçtikleri suyu beğenmediler.
The didn't like the water they drank.
Erdoğanın söylediğine göre, onların evi çok güzelmiş.
According to what Erdogan says (said), their house is (should be) very nice.
Bu, böyle olacak bir şey değil.
This is not a matter which will happen in this fashion.
'Ahmed'in bana verdiği kitabı okumam' demeyin.
Don't you say, "I won't read the book Ahmet gave me!"
Mehmet, Ahmed'in ona verdiği kitabı okumamıştı.
Mehmet had not read the book that Ahmet gave him.
Bu evin kirası kaç? Bu ev kiralık değil. Efendim, bütün şehirde kiralık ev yok mu? Çok az var, fakat caminin karşısında iki tanesini bulacaksınız. Size göre, ikisinden hangisi daha iyi? Fikrimce, küçüğü iyi.
How much does this house rent for? This house isn't for rent. Sir, in the entire city isn't there a house for rent? There are very few, but you'll find two of them over across from the mosque. In your view, which of them is the better? As I see it, the little one (of them) is the better.
İçtikleri suyu beğenmediler.
The didn't like the water they drank.
Sinema nasıldı? Onu beğendiniz mi?
How was the movie? Did you enjoy it?
Yanlarındakiler kimler?
Who are those people with them?
Onlar İstanbullu değillermiş, Antalya'dan gelmişler.
They seem not to be natives of Istanbul; they're from Antalya.
Böyle şeyler söyliyecek bir kadın değil.
She's not a woman who'll talk in such a fashion.
Eski evlerin iki kısmı var, birisi selamlık, yani erkeklerin kısmı, diğer kısım harem, yani kadınların kısmı.
Old houses have two parts: one of them is the selamlik i.e., the men's section; the othere part is the haren, i.e., the part of the women.
Çocukluğumdan beri sinemaya hiç gitmedim.
I've not been to the movies since I was a child.
'Gelsin! Gelsin!' desinler. Ben Gitmem.
(All right) let them say, 'If only he would come! If only he would come!' I'm not going to go.
Ondan hiç haber olmadığını söyliyecekler.
They'll say that there's no news of him.
Anneciğim, buraya gelin, lutfen.
Mother dear, please come here!
Bahçemdeki elma ağaçları bahçenizdekilerden daha büyük.
The apple trees in my garden are larger than those in yours.
Fotoğrafçılar hep beraber Ankara'ya gittiler.
The photographers all went to Ankara together.
Bu binanın üç çıkışı var.
This building has three exits.
Selma, babasının yeni bir otomobil satın alacağını bana söyledi.
Selma told me that her father is going to buy a new car.
Mehmet gelmediği için Ahmed'in de gelmeyeceğini ümit ederim.
Since Mehmet didn't come, I hope that Ahmet won't come either.
Babanızın yazıcısı yok mu?
Doesn't your father have a secretary?
Dün gece gördüğümüz filmi beğenmedim.
I didn't like the move we saw last night.
Hava çok fena olduğundan onları görmeye gitmeyeceğiz.
Because the weather is very bad, we're not going to go to see them.
Yatak odasındakine kaç para istedi?
How much money did he want for the one in the bedroom?