• Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/185

Click to flip

185 Cards in this Set

  • Front
  • Back
bilet gişesi
ticket office
danışma
information
gidiş-dönüş
round trip
metro
subway
otogar
bus terminal
tarife
schedule
tramvay
street car
troleybüs
trolley bus
yaya
on foot
alt
bottom; lower part; underside
ara
space between; midst
arka
back; back side
dış
outside; exterior
etraf
surrounding area
inside; interior
karşı
opposite; across
orta
middle; center
ön
front
üst
upper part; top
üzeri
top
yan
side
altında
under, beneath; underneath
arasında
between; among
arkasında
behind; on or at the back of
dışında
outside
etrafında
around
içinde
in; inside
karşısında
across from; in front of; opposite
ortasında
in the middle of; in the center of
önünde
in front of; before
üstünde
on; on top of; above
üzerinde
above; over; on
yanında
next to; beside
alt kat
lower floor
dış kapı
outside door
yan bina
the next door building
masanın altı
the bottom of the table; the table’s bottom
masanın altında
under the table
ayın ortası
the middle of the month; the month’s middle
ayın ortasında
int eh middle of the month
radyonun yanı
the side of the radio; the radio’s side
radyonun yanında
next to the radio
evin içi
the inside of the house; the house’s inside
evin içinde
inside the house
kitabın altında
under the book
arabanın altında
under the car
yıldızların altında
under the stars
çocukların arasında
among the children
iki binanın arasında
between the two buildings
evin arkasında
behind the house
sinemanın arkasında
behind the movie theater
otobüsün arkasında
behind the bus; at the back of the bus
ülkenin dışında
outside the country
spor salonunun dışında
outside the gym
odanın dışında
outside the room
mahallenin etrafında
around the neighborhood
parkın etrafında
around the park
Los Angeles’ın etrafında
around Los Angeles
denizin içinde
in the sea
apartmanın içinde
in the apartment building
kardesimin arabasının içinde
inside my sibling’s car
bakkalın karşısında
across from the grocery store
evlerinin karşısında
across from their house
iki bin kişinin karşısında
in front of two thousand people
dersin ortasında
in the middle of the class
sokağın ortasında
in the middle of the street
resmin ortasında
in the center of the picture
senin önünde
in front of you
kapının tam önünde
exactly in front of the door
okulun önünde
in front of the school
televizyonun üstünde
on top of the television set
lokantanın üstünde
above the restaurant
masanın üstünde
on top of the table
duvarın üzerinde
on the wall
yatağın üzerinde
on the bed
kapının üzerinde
above the door
çay bardağının yanında
next to the tea cup
John’ın yanında
next to John
Özgürlük Anıtı’nın yanında
next to the Statute of Liberty
aşağı
down; downstairs
yukarı
up; upstairs
içeri
inside
dışarı
outside
art
back
kenar
side; outskirt
ileri
ahead; farther to
geri
further back; rest
peş
back
sağ
right
sol
left
baş
beginning
son
end
sehpa
end table
emlakçı
real estate office
kuzey
north
kuzeydoğu
northeast
doğu
east
güneydoğu
southeast
güney
south
güneybatı
southwest
batı
west
kuzeybatı
northwest
affedersiniz
excuse me sir/madam
beyefendi
excuse me sir
hanımefendi
excuse me madam
pardon
pardon me
bir dakika
excuse me; just a minute
(bir dakika) baker mısınız?
just a minute please
Size bir şey sorabilir miyim?
May I ask you something?
Size bir şey soracağım.
I’m going to ask you something.
Bana yardım eder misiniz?
Could you help me please?
Sola dönün.
turn left
Sağa dönün
turn right
Sol tarafa gideceksiniz.
You will go to the left.
Sağ tarafa gideceksiniz
You will go to the right
Bu tarafa gideceksiniz.
You will go this way.
Düz gidin.
Go straight ahead.
Dümdüz gidin.
Go straight ahead.
Geri dönün.
Turn back.
Sinemayı geçin.
Pass the movie theater.
Sağdan birinci sokağa dönün.
Turn right at the first street.
Sokağın sol tarafında.
On the left side of the street.
Sokağın sağ tarafında.
On the right side of the street.
müzenin önünde
in front of the museum.
müzenin arkasında
behind the museum
müzenin içinde
inside the museum
müzenin dışında
outside the museum
Kusura bakmayın, bilmiyorum.
I’m sorry. I don’t know.
Maalesef, bilmiyorum.
Unfortunately, I don’t know.
Emin misiniz?
Are you sure?
Emin değilim, galiba….
If I’m not mistaken….
Bence…
In my opinion….
Hiç duymadım.
I’ve never heard of it.
Hiç(bir) fikrim yok.
I have no idea.
Servis arabası
shuttle transportation
fal
one’s fortune
fal bakmak
to tell fortunes
fal baktırmak
to have one’s fortune read
falcı
fortune teller
falı çıkmak
to have one’s fortune reading come true
el falı
palm reading
kahve falı
coffee cup reading
kısmet
kismet; destiny; good fortune
tarot falı
tarot card reading
yakışıklı
handsome
yol açmak
to lead
doğru
to; toward; straight toward; near; around; about
gore
according to; for; suitable for; fitting for; compared to
istasyon
station
istim
steam
grup
group
kulüp
club
plan
plan
spor
sports
tren
train
Ögrenciler okula doğru yürüyorlar.
The students are walking toward the school.
Polis birden binaya doğru koşmaya başladı.
The policeman suddenly started running toward the building.
Otobüs, durağa doğru gidiyor.
The bus is going toward the (bus) stop.
Bize doğru gelen bey kim?
Who is the gentleman coming toward us?
Deniz kıyısına doğru yürüyorlar.
They are walking toward the seashore.
Ekim ayına doğru Ankara’ya gitmeyi düşünüyorum.
I am thinking of going to Ankara around October.
Ali sabah dörde doğru eve geldi.
Ali came home around four o’clock in the morning.
Öğleye doğru eve döneriz.
We will return around noon.
Cevabın doğru değil.
Your answer is not correct.
Bana doğru söyle.
Tell me the truth.
John çok doğru bir insan.
John is a very honest person.
Gazeteye gore film festivali bugün başlıyor.
According to the newspaper, the film festival starts today.
Tanıkların ifadelerine gore arabanın şoförü hatalı.
According to the eyewitness’ statement, the driver of the car is at fault.
Hava raporuna gore bugün yağmur yağacak.
According to the weather report, it will rain today.
Annemin söylediğine gore Canan evleniyormuş.
According to what my mother said, Canan is getting married.
Bana gore bu iyi değil.
In my opinion, this is not good.
Bence bu iyi değil.
In my opinion, this is not good.
Sence bu kitap güzel mi?
Do you think this book is good?
Sence güzel olabilir, ama bence değil.
It may be good in your opinion, but it is not in my opinion.
onca
that much; that many
onlarca
tens of; many
Doktor bir günde onlarca hastaya baktı.
The doctor saw many patients today.
Bu elbise tam bana gore.
This dress is just right for me.
Bu film çocuklara gore değil.
This movie is not suitable for children.
Ayşe, bak bu şapka tam sana gore.
Ayse, look. This hat is just right for you.
Senin zevkine gore bir gömlek bulmak çok zor.
It is very difficult to find a shirt that suits your taste.
Konya, Adana’ya gore daha soğuk bir kent.
Compared to Adana, Konya is a colder city.
Sinan eskisine gore daha çok çalışıyor.
Sinan is studying harder than before.
Benim takım seninkine gore daha şanslı.
My team has a better chance than yours.
Siz yaşınıza gore çok genç görünüyorsunuz.
You look very young for your age.