Study your flashcards anywhere!

Download the official Cram app for free >

  • Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/103

Click to flip

103 Cards in this Set

  • Front
  • Back
alışveriş merkezi
shopping center
ayna
mirror
beden
size
bluz
blouse
bol
loose-fitting
boy
size
çizgili
striped
çizme
boots
dar
tight
deri
leather
eşarp
scarf
göstermek
to show
ipek
silk
kapanmak
to be closed
keten
linen
kravat
tie
mendil
handkerchief
müşteri
customer
pamuklu
cotton
pazarlık etmek
to bargain
şort
shorts
yünlü
woolen
pazarlık
bargaining
pazarlık yapmayın
don’t bargain
daha ucuz olmaz mı?
Can’t you make it cheaper?
liraya olmaz mı?
Is lira ok?
Size (y)a bırakırım.
I’ll let you have it for .
Size (y)a olur.
I’ll let you have it for .
Üç hafta tatil yapmak çok güzel.
It is nice to be on vacation for three weeks.
Seni sevmek duyguların en güzel.
To love you is the best of all feelings.
Çok hayal kurmak iyi değil.
To daydream a lot is not good.
En nefret ettiğim şey birisini beklemek.
The thing that I hate the most is to wait for someone.
En büyük arzum üniversiteyi bitirmek.
My biggest desire to finish college.
Uçağa binmekten çok korkuyorum.
I am very afraid of flying.
Bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum.
I don’t want to do anything today.
Konsere gitmek için billet lazım.
Tickets are necessary to go to the concert.
Problemi çözmekte güçlük çektim.
I had difficulty solving the problem.
Küçük kız parka doğru koşmağa başladı.
The little girl started running towards the park.
Hakan Almaca öğrenmeye başladı.
Hakan began learning German.
Ankara’ya ablamı görmeye gittim.
I went to Ankara to see my older sister.
Yeni bir araba almayı düşünüyorum.
I am thinking of buying a new car.
Burada beklemenin bir yararı yok.
There is no use waiting here.
Futbol oynamayı hiç bilmiyorlar.
They don’t know how to play soccer at all.
Ankara’ya gelmen beni çok sevindirdi.
Your coming to Ankara made me very happy.
Hakan’a sinemaya gitmesini söyledim.
I told Hakan to go to the movies.
Trenin kalkmasına az kaldı.
Little (time) remained for the train’s departure.
Babam partiye gimesmi istemedi.
My father didn’t want me to go to the party.
düzey
level
kaydolmak
to be registered
kayıt yaptırmak
to register
sorayım
let me ask
Hasan”ın çok çalışması lasım.
Hasan has to work very hard.
Bizim de erken kalkmamız gerek.
We also have to get up early.
Çok çalışman lazım.
You have to work hard.
John’ın salı günü sınava girmesi gerek.
John has to take an exam on Tuesday.
Sinan’ın arabasını satması gerekti.
Sinan had to sell his car.
Sizin bugün tren biletinizi almanız lazımdi.
You should have bought your train ticket today.
Yazın bana yeni mayo gerekecek.
I will need a new bathing suit in the summer.
Dün Ali’ye telefon numaran gerekti.
Ali needed your telephone number yesterday.
Tatilde bize fazla para gerekmeyecek.
We will not need much money on vacation.
Okula sinema salonu gerekiyordu.
The school needed a movie theater.
Pazar günü anneme telefon etmem gerekiyor.
I need to call my mother on Sunday.
Ali’nin toplantıya katılması gerekecek.
I had to work a little longer.
Aslı’nın Can’a telefon etmesi gerekmiyordu.
It was not necessary for Asli to call Can.
Herhangi bir şeyi ihtiyacınız var mı?
Do you need anything?
Benim acele olarak yeni bir paltoya ihtiyacım var.
I urgently need a new coat.
Annemin güzel bir tatile çok ihtiyacı var.
My mother really needs a nice vacation.
Üç tane yumurtaya ihtiyacım vardı.
I needed three eggs.
Kaleme ihtiyaç yoktu.
There wasn’t a need for a pen.
Yeni bir sözlüğe ihtiyaç var.
A new dictionary is needed.
Bisiklete ihtiyaç yok.
There is no need for a bicycle.
İki taksiye değıl, bir taksiye ihtiyaç var.
One taxi, not two is needed.
Dün on dolara ihtiyacım oldu.
I needed ten dollars yesterday.
Bizim iyi bir avukata ihtiyacımız olacak.
We will need a good lawyer.
Senin Almanca ders kitabına olacak.
You will need a German textbook.
Çok paraya ihtiyacın olacak mı?
Will you need a lot of money?
Tatil güzel bir düş gibiydi.
The vacation was like a beautiful dream.
Annen gibi iyi bir insan görmedim.
I haven’t seen anyone as good as your mother.
Bugün biraz hasta gibiyim.
I feel a little sick today.
Ali bir halterci gibi güçlü.
Ali is strong as a weightlifter.
Hasan aynı babası gibi gülüyor.
Hasan laughs exactly like his father.
Bana bir arkadaş gibi davranmanı istiyorum.
I want you to treat me as a friend.
Bu çay buz gibi olmuş.
This tea has become like ice.
Ali ibi biriyle daha once hiç tanışmadım.
I have never met a person like Ali before.
John’la saat iki gibi buluşuyoruz.
We’ll meet John around 2:00.
Her zamanki gibi saat 10’da belkiyorum.
I am waiting (for you) at 10:00 as usual.
Yazı yazmak benim için nefes almak gibi bir şey.
Writing is like breathing for me.
Gördüğün gibi hiç durmadan çalışıyorum.
As you see, I continuously work.
Bildiğiniz gibi öğrenciler çok çalışkan.
As you know, the students are very diligent.
Yaz sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor.
It seems as if summer is never going to end.
Çok çalışmış gibi yorgun görünüyorsun.
You look tired as if you had worked very hard.
Aynur kadar temiz bir insan görmedim.
I haven’t seen a person as clean as Aynur.
Sen de ablan kadar akıllı mısın?
Are you as intelligent as your older sister?
Rockefeller kadar zengin bir adam.
(He is) a man as rich as Rockefeller.
Ben de senin kadar iyi futbol oynuyorum.
I also play soccer as well as you do.
Ankara, İstanbul kadar güzel değil.
Ankara is not as beautiful as Istabul.
Gördüğüm kentlerin hiçbirisi İstanbul kadar güzel değildi.
None of the cities I have seen was as beautiful as Istanbul.
Bu akşamki konser geçn seferki kadar sıkıcı değildi.
This evening’s concert was not as boring as the last one.
Sabahleyin yarım saat kadar yürüdüm.
I walked about half an hour in the morning.
Ali bir saatte üç şişe kadar bira içti.
Ali drank about three bottles of beer in one hour.
On beş dakika kadar birlikte oturduk.
We sat together about fifteen minutes.
Bu kadar yeter.
This much is sufficient.
Ödevin bu kadar çok mu?
Do you have this much homework?