• Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/132

Click to flip

132 Cards in this Set

  • Front
  • Back
görevli
employee
şikayet
complaint
tam pansiyon
full board
felaket
disaster
dönmek
to return
manzara
view, panorama
birinci sınıf
first class
otele gelince
on arriving at the hotel
şikayet ettikten sonra
after complaining
en sonunda
finally, in the end
ne... ne...
neither... nor...
öbür oda
the other room
hem... hem...
both... and...
çarşaf
sheet
gürültülü
noisy
devam etmek
to continue, to go on
saçma
nonsense
berbat
terrible
tatsız
tasteless
iğrenç
disgusting
şikayet etmeye çalıştık
we tried to complain
ya... ya...
either... or...
geri almak
to take back
hemen şimdi
right now
en kısa zamanda
as soon as possible
üzülmek
to be sorry
Hem futbol hem voleybol oynamayı severim.
I like playing both football and volleyball.
Ya çarşamba ya perşembe gelin.
Come either on Wednesday or on Thursday.
Yavuz ne yakışıklı ne sempatik.
Yavuz is neither handsome nor likeable.
Ben yapmışım.
I did it, supposedly.
Dün gelmişsin.
You're supposed to have come yesterday, apparently you came yesterday.
Bitmiş diyorlar.
They say it's finished.
Kaçırmışız.
They say we've missed it.
Arabamı sız sürmüşsünüz.
Apparently it's you who drove my car.
Futbol oynamışlar.
I gather they play football.
iyiymişim
I am/was supposed to be good
postacıymışsın
I gather you are/were a postman
İngilizmiş
it's said he is/was English
şişmanmışız
they say we are/were fat
sempatikmişsiniz
apparently you are/were likeable
tehlikeliymişler
they are/were said to be dangerous
Enteresan mıymış?
Is it supposed to be interesting?
Türk değil miymiş?
Wasn't she supposed to be Turkish?
Neymiş?
What did you say it was?
Neredeymiş?
Where do they say it was?
Niçinmiş?
Why?
Otel güzelmiş.
They said the hotel was nice.
Doğru mu yapmışım?
Have I done it right?
Bir güzel prenses varmış...
There was a beautiful princess...
Üç erkek bara girmiş...
Three men walked into a bar...
geçmiş
the past
dolmuş
a 'stuffed' taxi
iyi pişmiş
well-cooked
kızarmış
fried
-miştir
You can use this when you're not sure that something's happened, but expect it to be the case. English equivalents are the expressions 'I expect' or 'must have.'
Bir saat önce çıktı. Şimdi oraya gelmiştir.
She left an hour ago. She must have arrived by now.
Bu iş iyi değil. Hızlı yapmışlardır.
This work's not good. I expect they did it quickly.
Unutmuştur.
She must have forgotten.
Ankara treni üçüncü perona gelmiştir.
The Ankara train has arrived at platform three.
Dükkanımızda yaz sezonu başlamıştır.
In this store, the summer season has now started.
-ince
on ...-ing, when
-dikten sonra
after ...-ing
İstanbul'a gelince doğru otelimize gittik.
On arriving in Istanbul, we went straight to our hotel.
Beni görünce güldü.
He smiled when he saw me.
Yemeğini yedikten sonra uyudu.
She fell asleep after eating her meal.
Yarım saat bekledikten sonra eve döndüm.
After waiting half an hour I went home.
-ken

(added to the 3rd person singular aorist)
whilst ...-ing
Temizlerken kafamı çarptım.
Whilst cleaning I banged my head.
Çalışırken radyo dinliyor.
He's listening to the radio whilst working.
-den önce

(add to the short infinitive)
before ...-ing
-den

(add to the short infinitive)
without ...-ing
Alışveriş yapmadan önce kütüphaneye gitti.
Before doing the shopping, he went to the library.
Gazeteyi okumadan önce kahvaltı yaptı.
She had breakfast before reading the paper.
Alışveriş yapmadan kütüphaneye gitti.
Without doing the shopping, he went to the library.
Gazeteyi okumadan kahvaltı yaptı.
She had breakfast without reading the paper.
temiz

temizlemek
clean

to clean
hesap

hesaplamak
bill, invoice

to calculate
üf

üflemek
(blowing sound)

to blow, to make a blowing noise
parça

parçalamak
piece

to break into pieces
hazır

hazırlamak
ready

to prepare to make ready
saçma

saçmalamak
nonsense, rubbish

to talk nonsense
tekrar

tekrarlamak
again

to repeat
fırça

fırçalamak
brush

to brush
zayıf

zayıflamak
slim

to lose weight
iyi

iyileşmek
good

to get better
bir

birleşmek
one

to unite, to come together
yer

yerleşmek
place

to settle, to fit in
uzak

uzaklaşmak
far

to go away
Avrupalı

Avrupalılaşmak
European

to Europeanize
fazla
too much
seçmek
to choose
yakışmak
to be attractive
yeterince
sufficient, enough
koyu
dark
açık
light
gelecekte
in the future
rejim
diet
tada bakmak
to taste, to sample
merak etmek
to worry
uyanmak
to wake up
düdük
beep
ses
sound, voice
dört gözle beklemek
to look forward to
bağırmak
to cry out, to shout
günün birinde
one day
komşu
neighbour
komşularından biri
one of his neighbours
acele bir işim çıktı
urgent business has cropped up
eşek
donkey
istek
request
olumsuz
negative
başkası
someone else
fakat
however
tam bu sırada
just at that moment
ahır
stable
anırmak
to bray
aşkolsun
shame on you
yoksa
or else
toplamak
to tidy up
şirket
company
ile beraber
together with
ilk önce
first of all
özür dilemek
to apologize
teklif
offer
müşteri
customer
bizim yapabileceğimiz bir şey yok
there's nothing we can do
bu seferlik
just this once
özel
special
teklif etmek
to offer
zaten
anyhow, in any case
gidip geldik
we went and then came back
konuşup, telefon edin.
talk and then phone me