Study your flashcards anywhere!

Download the official Cram app for free >

  • Shuffle
    Toggle On
    Toggle Off
  • Alphabetize
    Toggle On
    Toggle Off
  • Front First
    Toggle On
    Toggle Off
  • Both Sides
    Toggle On
    Toggle Off
  • Read
    Toggle On
    Toggle Off
Reading...
Front

How to study your flashcards.

Right/Left arrow keys: Navigate between flashcards.right arrow keyleft arrow key

Up/Down arrow keys: Flip the card between the front and back.down keyup key

H key: Show hint (3rd side).h key

A key: Read text to speech.a key

image

Play button

image

Play button

image

Progress

1/32

Click to flip

32 Cards in this Set

  • Front
  • Back
  • 3rd side (hint)
recuperate
iğleşmek (=recover)
vociferous
bağırıp çağıran. bağırarak dile getiren.
boast = brag
kendi kendine övünmek
None
allot
pay etmek. bölüstürmek. ayirmak. tahsis etmek. (=allocate)
substantial
katı. dayanıklı. Sağlam (=consequential). güçlü. özlü. önemli. gerçek. büyük.
outspoken
sözünü sakınmaz, samimi, doğru sözlü, açık sözlü.
substantiate
kanıtlamak. doğrulamak. unsubstantiated allegation=unsubstantiated claim=asılsız iddia
replicate
dublicate
intelligible to
anlaşılabilir, anlaşılır, okunaklı
unintelligible
anlaşılmaz
pretentious
kendini beğenmiş. gösterişli. yüksekten atıp tutan.
inherent in, embedded in, ingrained in
ayrılmaz parçası; Turkish Coffee is embedded in Turkish culture
pore over
bir şeyi çok dikkatli okunmak; =peruse
bring up
1. gündeme getirmek 2. çocuk büyütmek
juvenile
genç. gençlere özgü.
juvenile delinquency
gençlik suçları
unanimous
hemfikir. aynı fikirde. ortak.
unanimous decision
ortak karar
suppress a yawn
esnemeyi bastırmak
implicate
karıştırmak. sokmak. dahil etmek. bulaştırmak. ima etmek (=imply) dokundurmak. birbirine sarmak. dolaştırmak
insinuate
üstü kapalı söylemek. ima etmek(=implicate) . anıştırmak.
intimate
(with ile) (cinsel yönden) yakın. kişisel. özel. detaylı. ayrıntılı. ima etmek(=insinuate = imply = implicate). sezindirmek.
intimate (adj)
sincere
I met 20 people, 12 of whom were Asians
I met 20 people, of whom 12 were Asians
looming
ufukta, yakında olacak
in retrospect
geçmişe dönülüp bakıldığında
outweighed
baskın çıkmak, daha ağır gelmek
put forward
öne sürmek
visionary
Öngörüsü olan. ileriyi gören. görüş gücü olan. düşsel. hayalî. hayalci. hayalperest.
transcendental
deneyüstü. insanüstü. fizikötesi, doğaüstü,
scale
on a large scale , a map on a scale of an inch to a mile.
devise
tasarlamak, bulmak, planlamak, vasiyet, vasiyetle bırakmak, icat etmek, vasiyetle bırakılan mülk.